8 Mart

8 Mart


Yine bir 8 Mart yazısı…
Kadınların hak arama savaşına dönen bu gün son yıllarda tecavüz ve cinayet vakaları ile bir yaşam savaşına dönüşüyor.
Ne yitirilen Özgecan'lara, ne çöplerden bulunan cesetlere, ne tacizlere, ne de eşleri tarafından doğranan kadınlara… Hiç birine çare bulunamıyor.
21. yüzyılın dünyasında modernleşmeden bahseden, teknolojide zirve yapan yeryüzünde insanlık kaybolmuş durumda…
Eskiden kadınların çalışma hakkından, toplumdaki yerinden, ekonomik özgürlüğünden bahsederdik. Şimdi ise kadınlar yaşamalı diyoruz…
2016'nın ilk iki ayında en az 53 kadın öldürüldü, 23 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edildi.
Bu hale gelen toplumdaki çürümüşlük hakikaten düşündürücü…
Rabbinden uzaklaşmış, Yaratanı ile arasında perdeler çekilmiş ve nereden gelip nereye gittiğini bilmeyen bir haldeyiz, çok acı…
Siz ne kadar tedbir alsanız, hangi kanunu ve nizamı yazıp hayata geçirseniz de eğer onu uygulayacak insanı yetiştirmemişseniz bugün yaşanan hal kaçınılmazdır.
Asıl gaye olan kulluk şuuru topluma kazandırılmadan kadınların hak sahibi olması imkansız gözüküyor.
"Bu günün" ana gündem maddelerinden birisi olan ekonomik özgürlüğe gelince…
Ekonomik olarak esaret altında bulunan kadının hak ve hürriyetlerinden bahsetmek, kapitalist dünyada insanları kandırmaktan başka bir şey değil esasen.
Papaz Malthus'un eseri kapitalizmin kadını koyduğu noktaya bir bakınız.
Kapitalist yaklaşımda hak arama, çalışma hürriyeti adı altında kadınlar adeta en önemli hususiyetleri olan haya duygusunu kaybetmişler, ucuz bir meta gibi pazara sürülmüşlerdir.
Kadınlar, mukaddesatı ile bağdaşmayan her türlü işte çalıştırılarak, kendi ayakları üzerinde durabilme gerekçesi ile geçimini temin etmek zorunda bırakılmıştır.
Bugün kadının erkeklerin yaptığı işleri yapması, erkeklerin yüklendiği bir takım ağır vazifeleri yerine getirmeleri ne derece hak olarak adlandırılabilir?
Bizce, "Kadınlara hak verilsin mi, verilmesin mi? Kadın erkek eşit midir?" gibi meseleler, kadının doğuştan getirdiği ve Yaratıcısı tarafından ona bahşedilen hakları elinden alanların yani Batı'nın meselesidir.
Kadın, insan olmaktan kaynaklanan haklarını sonuna kadar kullanmalıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken nükte, kadına yaratılışı istikametinde haklar sunmak ve özgürlüklerini yaşamasına imkan vermektir.
Bugün modern kadın olarak lanse edilen simgede, çalışma hayatının ağır çarkları arasında annelik vasfı unutturulmuştur.
Dediklerimiz kadınlar çalışmasın manasına de gelmemelidir. İffetini, namusunu, şerefini koruyabileceği bir ortamda kadınlar da çalışabilirler.
Kadına şiddetin konuşulduğu toplumumuzda ve dünyada, bunun temel sebebi ekonomiktir.
Oysa ne erkeğin kadına ne kadının erkeğe, ekonomik veya diğer bir sebeple baskı kurmaya hakkı yoktur.
Bu sebeple biz Milli Ekonomi Modeli'nde kadınlarımıza 1500 Türk Lirası maaş verecektik.
Her hangi bir kamu kurumunda çalıştığında 5000 TL maaş alacaktı.
1500 TL maaşını da eklersek, kadınlar 6500 TL ile ihtiyaçlarını karşılayacağı ve bağımsızlığını kazanacağı bir paraya kavuşacaktı.
İşte kadınlarımızın asıl beklediği de budur.
Sosyal Devlet projelerimiz içinde yer alan, evin diğer bireylerinin de alacağı maaşlar ile toplumda cinnetlerin ve boşanmaların en önemli nedeni olan ekonomik problemleri devlet eli ile halledecektik.
Bağımsız Türkiye Partisi iktidarında bunu gerçekleştirebilmemiz için projelerimiz kaynaklarımız ile hazırdı. Ancak siz kadınlar bizi desteklemediniz, Rusya'nın bizim tezimizle vermeye başladığı bu maaşı elinizin tersiyle ittiniz.
Yoksulluğu, fakirliği, kanı, ölümü tercih ettiniz.
Açıkçası sizi anlamak da mümkün değil.
Umarız, en temel sorununuz olan ekonomik özgürlüğe giden yolun Bağımsız Türkiye Partisi iktidarından geçtiğini görebilirsiniz.